Sayfalar

16 Temmuz 2025 Çarşamba

Torino’daki Fiat Araba Fabrikası

2 yıl önce geldiğimde içine girme fırsatı bulamamıştım. Fiat'ın tarihi fabrikasının   giriş katı AVM, üst katları da üniversite olarak kullanılıyormuş. Buranın özelliği, üretilen arabaların test sürüşlerinin bina içinde yukarı doğru çıkan sarmal bir yolda yapılıyor olmasıymış. Yol, binanın en üstüne kadar çıkıyor.

Ersen ÖZBAŞARAN

Bogliasco’da Dalgalar


 
Bogliasco'da bir halk plajındayız. Deniz dalgalı, ama temiz. Çakıllı plaj biraz kalabalık ama kendimize bir yer bulabildik. Burası küçük bir komün, yani belediye. Sanırım Genova'ya bağlı. Tarihi bir yer. Nüfusu 4 bin- 5 bin arası. 13. yüzyıldan kalma kiliseleri ve bir Roma köprüsü var. Fotoğraftaki köprü o köprü mü bilmiyorum. Çünkü üzerinden tren geçiyor. Tarihi bir köprünün üzerinde demiryolu olması biraz garip geldi.

Güzel çiçekler, küçük detaylarla güzellik katılmış yapılar, huzur…

Bu kasaba eğimli bir arazi üzerine kurulmuş. Yapılaşma denizden çeşitli yükseklikteki katmanlar üzerinde. Bezdirici yokuşlar yok. İnsanların ulaşımı merdivenler, sokak asansörleriyle desteklenmiş. 

Kaldığımız yer bir yönden yüksek tepeleri görüyor. Tepeler ağaç kaplı ve çeşitli yüksekliklerinde yapılar var. Dağ evleri, villalar, belki kimi otel ya da pansiyondur. Sabah bir helikopter tepelerden birinin zirvesine malzeme taşıyordu. Belki de inşaat malzemeleri.

Güneşlendiğimiz ve denize girdiğimiz kıyıya "kumsal"  demek çok mümkün değil, çünkü çalkıllarla kaplı. Dalgalar kıyıya vurduktan sonra geri çekilirken, bu çakıllar sanki dalgaları alkışlıyormuş gibi bir şakırtı çıkarıyorlar. Hatta bazıları dalgalara duydukları hayranlıktan olsa gerek, bir süre dalganın peşinde denize doğru gidiyor, ama çok kısa bir gidiş oluyor bu. Hemen duruyorlar ve yeni bir dalganın gelip onları tekrar eski yerlerine sürüklemesini bekliyorlar. Dalgalar ve çakıllar arasındaki bu cilveleşme durmadan devam ediyor, çakılların ve daha büyük taşların üzerinde sere serpe uzanmış genç çiftler de buna neşeyle, evet neşeyle eşlik ediyorlar.


Ersen ÖZBAŞARAN

14 Temmuz 2025 Pazartesi

Genova Yolu’nda

Bugün sabah erkenden denize girdik. Sonra küçük bir kahvaltı ve yine biraz deniz. Ardından kalacağımız ikinci yere gitmek üzere yola çıktık. Şu anda Genova'dan geçiyoruz. Buranın adını limanından dolayı çok duydum. Okuduğum bazı romanlarda ya da hatıralarında gemi yolculuklarında bu limana uğrandığını biliyorum. Gideceğimiz yerin adı Bogliasco. Bakalım nasıl bir yer?
 

Ersen ÖZBAŞARAN

13 Temmuz 2025 Pazar

Gece Gezintileri


Kaldığımız dairenin balkonundan, bu küçük İtalyan sahil  kasabasının sahil yolunun kaldırımında yürüyen insanlara bakarken, Türkiye'den ne farkları olduğunu düşündüm. Onlar da gün boyu denize girmişler, kumların üstünde şemsiyelerin altında yatmışlardır. Sonra akşam olmuştur. Akşam yemekleri otelde, pansiyonda ya da bir lokantada yenmiştir. Tabii öncesinde yıkanılmış, giyinilmiş, süslenilmiş ve güzel kokular sıkılmıştır. Yemekten sonra da, gündüz içinde eğlendikleri engin maviliğinin yerine gelen ürpertici engin karanlığa pek bakmadan kaldırımda yürüyorlar. Bunların hepsi aynı. Aynı Türkiye'deki gibi, gençler ve çocuklar hızlı, telaşlı, bir yete yetişirmiş gibi yürüyor. Orta yaşlı ve çocuklu aileler biraz daha yavaş. Çocukları yürüyenler temkinli. Ya ellerinden tutuyorlar, ya da peşlerinden koşuyorlar. Yaşlılar da aynı. Sanki gidecekleri yolun bitmesinden endişe eder de bu yürüyüş imkanını idareli kullanmak ister gibi ağır ağır yürüyorlar.  Karşıdaki lokanta yeni kapandı. Çalışanlardan birinin, elektrikçi süpürgeyle masaları ve sandalyeleri süpürdüğünü gördüm. İnsanların kelimelerin son harflerini (hepsi de sesli harf) uzata uzata konuşmalarının dışında belirli bir fark göremedim. 

Ersen ÖZBAŞARAN

İtalya’dayız.

Deniz'in mezuniyet törenine katılmak için geldiğimiz Torino'dan, deniz tatili yapmak için Fransa sınırına (Monako) yakın Varigotti isimli bir tatil yöresine geldik. Deniz bize güzel bir ev kiralamış. Burada bir gece kalıp başka bir yere geçeceğiz. Deniz bugün dalgalı ama çok temiz ve güzel. İnsanların nazik, mutlu ve huzurlu olduğu bir yer burası. 

Ersen ÖZBAŞARAN

9 Temmuz 2025 Çarşamba

Öcalan'ın Videosu

     PKK'nin İmralı'da hapiste bulunan lideri Abdullah Öcalan'ın, uzun yıllar sonra ilk defa bir videosu t-yayınlandı. Öcalan, bu kayıttaki konuşmasında "varlığın tanınması" hedefinin gerçekleştirildiğini, bundan sonra "demokratik siyaset" yolunun izlenmesi gerektiğini belirterek, örgüte silah bırakma çağrısı yaptı.

    

Bir Günlük Çiçek

 

    Adını bilmiyorum. Ama,  kaktüsgillerden olduğu belli. Fazla batmayan dikenleri var. Komşunun "fazlalık" olduğu için verdiği bitkilerden. Önceleri saksıdaydı. Ama büyüdü, gelişti ve kabına sığmaz oldu. Güçlükle çıkardım, ayva ağacının altına yerleştirdim. İstediği kadar gelişsin diye. Yumrularının arasından yabani bir çeşit bitki çıkıyor. Onları temizlemek çok zor. Bir kaç kez denedim, kökleriyle sökmek zor oldu. Sadece yapraklarını koparmak da bir çözüm değil. Bir süre sonra, aslında bu yabani bitkinin, yakıştığını düşünmeye başladım. Onun küçük, narin yaprakları var. Sanki birbirlerini tamamlıyor gibiler. 
    Yılda bir kez, (bazı yıllar bir kaç kez) resimde gördüğünüz gibi çiçeğini açıyor. Çiçek, bir günde soluyor. Çok hoş bir kokusu var. İlk defa bu yıl bir seferde birden çok açtı. Bu, beni çok mutlu etti. Bahçeyi sulamak için erken kalkmıştım. Sıcak basmadan, sabah serinliğinde bu manzarayla karşılaştım. Zaten günlerdir açmalarını bekliyordum. Bir müddet hayranlıkla izledim, kokladım. 
    Kışın bahçede dolaşırken bu bitkiyi gördüğümde, tekrar yazın geleceğini, o güzel çiçeğin tekrar açacağını özlemle hayal ederim. 

    O yüzden, bu çiçeğin açması benim için uzun bir ayrılık sonrası kavuşmak gibi. Çok sevdiğim bir dostun gelmesi gibi. 
 
  Çeşitli bahanelerle dışarı çıkıp bu çiçeklere bakıyorum. Yarın, hatta akşama doğru görüşemeyeceğimizi bildiğim için doya doya bakıyor, kokluyorum. Son gittiğimde, biraz kapanmış gibiydiler. Bir arı, sanki kısa bir süre sonra onları bulamayacağını hissetmiş gibi telaşlı, bir ona, bir buna konarak alabileceğinin en fazlasını almaya çalışıyordu. Aslında, bu anlamda o küçük arıyla benim aramda bir fark yoktu.

    Kısa, çok kısa bir süre sonra gideceğini bilerek, ama bunu dert etmeden,  gelenin sevincini doyasıya yaşamak mümkün mü? Doğduğumuz andan itibaren ölüm sürecimizin başlamış olduğunu biliyor olmak mı, yaşadığımız bu "hüzn-i umumi"nin sebebi?